• Yaşamın gerçek amacı nedir
Yaşamın gerçek amacı nedir

Dünyaya kendini sınırlı bir zihinle yansıtan bir insan , yaşamın asıl amacını takdir edemez,küçük bir zihin kapasitesi ile üzerinde çok sınırlı şekilde düşünebildiği küçük şeylerle meşgul olur, çok sınırlı bir faaliyetle uğraşabilir.

Yalnızca sınırlı sayıda, sınırlı değeri olan küçük şeyler yaratabilir. Sıradan bir insanın bilinçli zihni o kadar sınırlıdır ki neredeyse yaşamdan tat bile alamaz. Yaşamının pek çok düzeyinde pek çok alanlarda ıstırap çeker. Bu ıstırap durumu yalnızca tüm potansiyelini kullanmayışından kaynaklanır.
Tüm potansiyelini kullanmamakla insan, yaşamının amacını gerçekleştiremez. Birçok şekilde ıstırap çeker, çünkü zihninin tüm bilinçli kapasitesini ve içinde taşıdığı büyük enerjiyi kullanmıyordur. Yaşamında zaten doğal olarak sahip olduğu mutlak iç mutluluğun enginliğini ve bolluğunu kendi içinde sahip olduğu yaratıcılık ve gücün mutlak, yüce alanını deneyimlememekte ifade etmemektedir. Tıpkı tüm servetini ve mevkiini unutup sokaklarda dilenen ve her an paranın eksikliğini duyan bir milyonere benzemektedir.
Bütün ıstırap insanın kendi içinde bulunan Tanrısal yüceliği ortaya çıkarma yönteminin bilinmemesinden kaynaklanır. İnsanın kendi içinde ‘’ derinleşme ‘’ bilgisinin eksikliği insan yaşamındaki bütün hastalıkların ve ıstırabın temelidir. Tanrısallığı geliştirme kapasitesinin eksikliği, insanın kendi içine dalma tekniğinin bilinmemesi yaşamdaki bütün sefaletin nedenidir.
Tanrısal bilinç olmadan insan berrak düşünme, zeka ve enerji açısından yetersizdir, yorgun,huzursuz, endişeli,gergin ve üzüntülüdür.
İnsan varoluşu ve zekasının bu durumu öylesine acınacak bir duruma düşmüştür ki, psikoloji büyük zihin bilimi ,yaratıcı zeka için gerginliğin gerekli olduğunu dahi iddia etmiştir. Yaşamı geliştirmek için gerginliğin gerekli olduğuna inanmak ne büyük bir utançtır.
Yazar ve sanatçıların ilham veren eserlerini hep stres altındayken yarattıkları söylenmiştir. Bütün bu yorumlar gerginliği giderme yeteneksizliği ve cehaletten kaynaklanmaktadır.
Günümüz modern çağında da ne yazık ki gerginlik artmaktadır. Her ne kadar maddi konforlar kesinlikle artmış olsa da ne yazık ki bireysel yaşamda rahatlığın ve konforun yerine gerginlik artmaktadır. Bunun tek nedeni bireylerin içlerinde bulunan daha büyük enerji ve zeka alanlarıyla temas kurmalarını sağlayarak yeteneklerini ve verimliliklerini arttıracak bir yönteme sahip olmamalarıdır. Oysa gerekli olan yalnızca bilinçli olarak iç yaşam alanıyla irtibat kurup ondan faydalanmaktır.
Günümüz insanı yaşamın amacına karşı kördür. Kendine ve diğer insanlara faydalı bir yaşam yaratmak, onu yaşamak ve zevkine varmak için doğduğunu görememektedir. Önüne gelen herhangi bir faaliyetin içine dalmakta ve o alanda elinden geldiğince çok çalışmaktadır. Bir şeyler için çok çalışmak takdir edilecek bir şeydir zira insan yaşamın herhangi bir yönünde yaratıcı olmak için buradadır fakat faaliyet arttıkça insan sık sık artan baskıyla başa çıkamayacak hale gelir. İnsanın verimliliği azalır. Ya da artan faaliyetin üstesinden gelecek yeterli enerjiyi bulamaz,bu nedenle stres ve gerilim büyür.
İnsan daha büyük faaliyetlerle uğraştıkça artan faaliyetle başa çıkabilmek için kendi içinde daha fazla enerji ve zeka üretebilmelidir. Bunu nasıl yapacağını bilmezse insan yaşamın bütün amacını kaybeder.

NORMAL YAŞAM :
‘’ Yaşam nedir ‘’ ? sorusuna yanıt ararken açıkça belirtildiği gibi yaşamın iki yönü vardır : mutlak ve göreli . Bu nedenle normal yaşam, bu her ikisini değerlerinin de doğal bir şekilde yaşanması ve tadının çıkarılması, yaşamın bir uçtan öbür uca tüm amacının gerçekleştirilmesi anlamına gelir.
Yaşamın göreli alanının öznel ve nesnel yönleri vardır. Özne bireyin iç yönüdür ; nesne ise dıştaki bedendir, bireyin yaşamının dış yönü ( beden ) ve bireyin yaşamının iç yönü ( ki bu ego,akıllı zihin,duyular, prana ( hayat enerjisi ) ve mutlak varlık ( ruh ) kapsar. Birlikte ele alındıklarında yaşamın normal durumunu temsil ederler.
Beden ve zihin normal bir şekilde işliyorolmalıdır, varlık göreli varoluşun bütün alanlarını desteklemektedir, çevre koşulları uyumlu ve faydalı olmalıdır,ancak böylesi bir yaşam normal sayılabilir.
İnsan yaşamının standardı genellikle kabul edildiği gibi farklı farklı yaşayış,giyinme,uyuma, yürüme, oynama, konuşma şekilleri ve toplum içi davranış biçimleriyle sınırlı değildir ; bunlar insani değerlerin kaba düzeyleridir,insan yaşamının ana esas değeri onu geçici değerler dünyasının günlük işleriyle meşgulken bile ebedi özgürlüğün yüce temeline oturtacak derin iç mutluluk bilincidir.
Kozmik bilinç, normal insan yaşamı durumudur ve kozmik bilinç e yükselmek normal bir yaşam sürmeye başlamaktır. Kozmik bilinci başarmamış bir kimse henüz normal insan yaşamı düzeyine ulaşamamış demektir. Yaşamı normal insan yaşamı standartlarında değildir,insan yaşamı standartlarının altındadır,hemen hemen hayvan yaşam düzeyine yakındır.
İnsan ve hayvan yaşamı arasındaki farkı yaratan nedir ? Yaşamı devam ettirme süreci her ikisinde de aynıdır. İnsanlar ve hayvanlar yerler,içerler, uyurlar ve faaliyette bulunurlar. Duyulan nesneleriyle temas kurduğunda insanın duyduğu bütün sevinçler, hayvanların yaşamında da doğal olarak mevcuttur Hayvanlar da insanlar kadar ölümden ürkerler.
İnsan muazzam bir anlayış yeteneği yaşamın daha büyük bir kısmını algılayabilme kabiliyeti ve bağımsız olarak hareket edebilmesi ile hayvanlardan üstündür.Hayvanların faaliyetleri doğa yasaları tarafından yürütülürken, insan hareket özgürlüğüne sahiptir.Hiçbir hayvan doğa yasaları tarafından kurulan doğal faaliyet kanalından sapacak kadar gelişmiş bir zihne sahip değildir. İnsanoğlu ise faaliyetlerini evrim yasaları ile uyumlu veya uyumsuz sürdürmede kullanabileceği, gelişmiş bir sinir sistemine sahiptir.Evrim sürecinde büyük bir ilerleme yapma veya tamamen zıt yönde, yozlaşma yönünde gerileme seçimine sahiptir.
İnsan gelişmiş beyniyle doğru ile yanlışı ayırabilecek bir konumdadır. Bu nedenle doğru davranma sorumluluğu insanın gücü dahilindedir. İnsan derin iç mutluluk bilincinin soyut alanını doğrudan deneyimleme yeteneğine sahiptir. İnsan yaratılışın ince düzeylerini deneyimleyebilir. Mükemmel olarak gelişmiş sinir sistemi, insana düşüncenin ince düzeylerini deneyimleyip en ince düşünceyi aşma ve saf bilincin aşkın alanına, Mutlak Varlık durumuna ulaşma yeteneğini sağlamıştır, işte bu insan yaşamını hayvanlarınkinden üstün kılan onun yüce, özel bir değeridir.
Göreli varoluşun geçici doğasının deneyimleriyle birlikte Varlık ın aşkın durumunu yaşayabilme kabiliyeti insan yaşamının normal kapasitesi içindedir. Eğer bir kimse normal bir yaşam veya tüm potansiyelini kullandığı bir yaşam sürdüremiyorsa kendini perişan ve gergin hisseder ve birçok şekilde ıstırap çeker.

BİREYSEL VE KOZMİK YAŞAM :
Gördük ki yaşamın iki yönü vardır ; mutlak ve göreli. Yine gördük ki göreli yön aslında , her an her yerdeki sınırsız saf bilincin uçsuz bucaksız okyanusu veya ebedi varoluşu olan yaşamın mutlak yönünün bir ifadesidir, Bu ebedi varoluşun sınırsız okyanusuna kozmik yaşam, onun göreli alandaki ifadesine ise bireysel yaşam denir.
Öyleyse yaşamın mutlak durumu kozmik yaşama karşılıklı gelirken, yaşamın göreli durumları ise bireysel yaşama karşılık gelmektedir. Tıpkı bir dalganın okyanusun bir ifadesi olması gibi bireysel yaşam da kozmik yaşamın ifadesidir. Okyanus aynı kalmakla birlikte her bir dalgadan ve onun faaliyetlerinden etkilenir.
EVREN BİREYSEL HAREKETE KARŞILIK VERİR :
Havuza bir taş atılırsa tüm havuz boyunca yayılan dalgalar oluşur. Havuzun her yanını etkileyen şu veya bu şekilde bir etki oluşturur. Benzer şekilde, bireysel yaşam dalgası da faaliyeti ile kozmosun bütün alanlarında bir etki oluşturur.Eğer bir dokudaki bir hücreye bir şey olursa bedenin tümü bundan etkilenir. Bedendeki her dokunun hassas işleyişi bireysel yaşamda uyumlu ve güçlü etki yaratır. Bir dokunun tek hücresindeki bir bozukluk ,yetersizlik,faaliyetsizlik veya donukluk bireyin bütün yaşamında buna karşılık gelen bir etkiye yol açabilir. Bunun gibi bütün evren bireysel harekete karşılık verir.
Her düşüncemizde sözümüzle ve hareketimizle tüm çevremize yayılan etkiler üretiyoruz. Fizik, yaptığımız her şeyle atmosfere titreşimler yaydığımızı kanıtlamıştır. Faaliyet dalgaları bireysel sistemimiz içinde oluşturulup bedenden yayılarak atmosferin tüm katmanlarına ulaşır.
Her düşüncemiz, sözümüz veya hareketimiz atmosferde bir etki oluşturur ve bu etkinin niteliği bizden yayılan titreşimlerin niteliğine bağlıdır. Evrende ki her şey sürekli olarak bütün diğer şeyleri etkilemektedir.vBu bireyin yaşamının ne kadar bağımlı ve ne kadar güçlü olduğunu gösterir. Bir insan çevresinde yarattığı etkinin farkında olmayabilir fakat yine de üretilmiştir. Bir çocuğa yöneltilen güzel, tatlı ve sevgi dolu bir ifade, bütün kozmosta sevgi dolu ve yaşam destekleyici bir etki yaratır. Kuytu bir köşede bir bireye sarf edilen kaba ve acımasız bir söz ise bütün yaratılışta kabalık ve acımasızlık etkisi yaratır.
Bitkilerle yapılan deneyler göstermiştir ki sevgi ve nezaket duygularıyla bakılan bir bitki hor görülüp eleştirilen bir bitkiye göre daha çabuk ve daha güçlü olarak büyümektedir.
Masum bir çocuğa şefkatli bir bakış onu size doğru çeker, sert bir bakış ise onun ağlayıp kaçmasına neden olur. İşte bu çok sessizce bir etkinin tüm doğaya yayılışıdır. Bir insan bütün diğer insanların titreşimlerinin kurbanıdır ; diğer bireylerin düşüncelerinin etkisine maruz kalıp masumca onlardan etkilenir.
Eğer bir insan nazik ve şefkatli bir tabiata sahipse doğal olarak çevresinde olumlu bir etki oluşturacaktır. İnsan bir arkadaşının evine girdiğinde memnuniyet veya kederi hissedebilir. Eğer arkadaşı iyi niyetli, erdemli, hayırlı düşünen ve iyi eylemlerde bulunan biriyse mutlaka etrafında çok olumlu bir etki oluşturacaktır. Nerede yaşarsa yaşasın, nereye giderse gitsin bu mutluluk ve uyum etkisini çevresine taşıyacaktır. Sokakta yanından biri geçer, ona karşı bir ilgi duyar ve sevgi hissetmeye başlarsınız, yanınızdan başka biri daha geçer ondan uzaklaşmak istersiniz. Bunlar insanların niteliklerinden ve onların sizin titreşimlerinize verdiği karşılıktan kaynaklanır.
Her insan, bütün düşünceleri nazik, sevgi dolu ve erdemli olan şefkatli, sevecen ve yardımsever bir insan olmalıdır ki düşünceleri hem kendisi hem yakın çevresi hem de bütün yaratılışta olumlu etkiler üretsin.
Bireyin kozmos üzerindeki etkisine bu bakışla, her bireyin bilincinin her zaman için doğru olacak şekilde geliştirilmesinin ne denli önemli olduğu görülebilir. Birey bütün düşünce ,söz ve hareketleriyle kendisi ve bütün evren için her zaman yaşamı destekleyici ve devam ettirici etkiler üretmelidir. Bu ancak her bireyin kendi zihninin niteliğini yalnızca doğru düşünceleri toplayacak , doğru konuşma ve hareketlerle meşgul olacak şekilde dönüştürülmesiyle başarılabilir.
Her insan kendisinin, evrenin bütün yaşamının bir parçası olduğunu ve evrensel yaşamlailişkisinin bir hücrenin bedenin bütünüyle olan ilişkisine benzediğini bilmelidir. Her hücre uyanık, enerjik ve sağlıklı olmazsa beden bir bütün olarak acı çekmeye başlar. Bu nedenle bireyin yaşamı ve eşit ölçüde tüm evrendeki her şeyin yaşamı açısından her bireyin tüm düşünce, hareket ve yaptıklarında erdemli,sağlıklı, iyi ve dürüst olması gereklidir. Her bireysel faaliyete tüm evrenin karşılık verdiği bilimsel bir gerçektir.
Bireysel yaşamın sınırları bedenin,kişinin, ailesinin veya yuvasının sınırlarından ibaret değildir ; bu alanların çok ötesine, kozmik yaşamın sınırsız ufkuna dek uzanır.
Bireyin her hareketi evrende ki bütün diğer şeyleri etkiler,evren bireyi birey de evreni etkiler.
Bunlar birbirinden bağımsız değildir, biri diğerleriyle derinden bağlantılıdır

İNSANIN TÜM POTANSİYELİ :
İnsanın tüm potansiyeli _ yaşamın fiziksel,zihinsel ve ruhsal bütün seviyelerinde , insanın en yüksek kapasitesini yaşaması demektir.
Fiziksel düzlemde insanın tüm potansiyeli, bütün organların, duyuların ve sinir sisteminin normal bir şekilde işlediği ve birbirleriyle iyi bir eşgüdüm içersinde olduğu sağlıklı bir bedene sahip olabilmektir. Yaşamın zihinsel düzeyindeki tüm potansiyel, insanın tüm zihin kapasitesini kullanabilmesi ; yaşamın ruhsal düzlemdeki tüm potansiyeli ise manevi varlık ın değerini günlük yaşamın bütün alanlarında yaşayabilmesi anlamına gelir.
Varoluşun fiziksel, zihinsel ve ruhsal düzeylerindeki insanın tüm potansiyeli aynı zamanda bu yaşam düzlemleri arasında mükemmel bir eşgüdümü de gerektirmektedir. Yaşamın fiziksel düzlemi zihinsel düzlemle, zihinsel düzlemi de ruhsal düzlemle mükemmel bir uyum içinde olmalıdır.
Tüm potansiyel, ilahi olan ile insan yaşamının fiziksel düzeyleri arasında mükemmel bir eşgüdüm demektir. İnsan zihninin tüm kapasitesi, mükemmel sağlık ve ilahi yaşam değerlerinin insanın günlük, maddi yaşamına nüfuz etmesi demektir. İnsan genellikle tüm zihnini kullanmaz bilinçli zihin, insanın sahip olduğu toplam zihnin çok önemsiz bir kısmıdır.İnsan yalnızca sıradan bilinçli zihin düzeyinde fonksiyon gördüğü sürece tüm zihin potansiyelini kullanmıyor demektir.Bütün bunların ötesinde tüm potansiyelini kullanması insanın her bir düşünce, söz ve hareketiyle hem maddi yaşamda en fazlayı başaracak ve hem de her şeye kadir Tanrı ile uyum içinde kalabilecek şekilde düşünmesini, konuşmasını ve hareket etmesini sağlamalıdır ki böylelikle her şeye gücü yeten in lütfu ve kutsaması insan yaşamının bütün düzeylerine taşınmış olur.

İNSAN TÜM POTANSİYELİNİ NASIL KULLANIR ?
İnsanın tüm potansiyelini kullanma sanatı bireysel yaşam dalgasının ebedi mutlak varlık okyanusunun yalnızca yüzeysel değerleriyle sınırlı kalmayıp aynı zamanda sınırsız varlık okyanusunun derinliklerine dek uzanmasını gerektirir. Böylece bütün saklı yetenekler ortaya konmuş olur, yaşam güçlü ve kudretli hale gelir.
İnsanın tüm potansiyeli açıldığında, yaşamın her evresi diğer evrelerini destekler, güçlendirir ve yaşam bütün seviyelerde insanın kendisi ve çevresi için daha anlamlı, daha görkemli, daha yararlı ve daha değerli olur. Okyanusun yüzeyindeki küçücük bir dalga çok güçlü bir dalga değildir fakat aynı dalga suyun derin yüzeyleriyle ilişki kurduğunda daha güçlü hale gelir. Öyleyse bir dalgayı geliştirip güçlendirmenin yolu onun suyun derin yüzeyleriyle doğrudan ilişki kurmasını sağlamaktır. İnsanın tüm potansiyelini kullanma sanatı yaşamın bir bütün olarak sağlam bir temele oturtulmasını gerektirir. Güçlü bir dayanağı olmayan bir yaşam, sağlam bir temeli olmayan çürük bir binaya benzer. Daha ilk baştan bina düzgün olarak inşa edilemez ve sağlam olamaz. Öyleyse her şeyi kapsayabilen güçlü bir yaşam için ilk şart sağlam bir temeldir.
Göreli durumlarında yaşam sürekli değişmektedir. Yaşamın bu sürekli değişen evreleri yaşamda kalıcı bir durum bırakmaz. Bu sebeple insanın tüm potansiyelinin kullanılması için gerekli ilk adım göreli yaşamın sürekli değişen evrelerine kalıcılık ve istikrar nüfuz ettirmek olmalıdır.
Kalıcılık ve istikrar mutlak statüye aittir. Kalıcılık yaşamın hiçbir zaman değişmeyen etmenine ait bir özelliktir, hiçbir zaman değişmeyen ‘’ yaşamın gerçeğidir ‘’ nihai gerçeklik ebedi varlık tır. Öyleyse yalnızca kendi mutlak durumundaki yaşam kalıcıdır. Bu istikrar zihin tarafından kazanılıp bütün deneyim ve faaliyetlerinde korunabildiği zaman, bütün faaliyet alanı hiç değişmeyen mutlak varlık ın gücüyle desteklenmiş olur. Bu, insanın tüm potansiyelini kullanmanın temel platformunu oluşturur. Göreli varoluşun sürekli değişen evrelerini güçlendirir, zenginleştirir.
Eğer yaşamın temeli zayıfsa yaşam mutlak varlık ın ebedi ve kalıcı oluşumuna oturtulmamışsa, o zaman sürekli değişken bir karakterde olmak bir yana, yaşam devamlı zayıf da kalacaktır.
İnsanın tüm potansiyelini kullanması Aşkın düşünceyi düzenli olarak deneyimlemesiyle yaşamı ebedi, sonsuz, ebedi mutlak varlık ın gücüyle desteklenen bir yaşam sürdürmektir. Aşkın düşünceyi deneyimlediğimizde zihin düşüncenin ince düzeylerinin deneyiminde ilerleyip Aşkın Varlık ı deneyimlediğinde zihnin tüm potansiyeli açılmaya başlar ve insan günlük faaliyetlerinde doğal olarak tüm zihin potansiyelini kullanmaya başlar. Bu süreçle insan aynı zamanda duyular, beden ve çevre alanlarında da tüm potansiyelini kullanmaya başlar.
Öyleyse tüm potansiyeli kullanmak Aşkın düşüncenin deneyimlenmesiyle yaşamı ebedi, mutlak varlık ın güç, zeka, yaratıcılık, huzur ve iç mutluluğunun tüm değerlerinde yaşamak oldukça kolaydır.
KAYNAKÇA :
KENDİNİ TANIMA REHBERİ J.STEVENS,PH.D.&S.WARWICK-SMITH

VARLIK BİLİMİ VE YAŞAMA SANATI MAHARISHI MAHESH YOGI